Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçu (TCK 302) | 2026
Dikkat! Son günlerde "Ankara TURHAN HUKUK VE DANIŞMANLIK" adı kullanılarak dolandırıcılık amaçlı kısa mesajlar gönderildiği tespit edilmiştir. Bu tür mesajlara itibar etmeyiniz. Resmî iletişim kanallarımız dışında gelen taleplere karşı dikkatli olunuz.

Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçu (TCK 302) | 2026

Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçu

Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçu, Türk Ceza Kanunu‘nun (TCK) 302. maddesinde düzenlenen, Türkiye Cumhuriyeti topraklarının bir kısmını veya tamamını başka bir devletin egemenliğine sokmaya, devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozarak ülkeyi idari yönden ayırmaya yönelik elverişli fiilleri kapsar. Bu suçun işleyenlere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.

Temel Ceza: Bu suçu işleyenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Maddi Unsur: Devlet bağımsızlığına veya toprak bütünlüğüne yönelik, somut bir tehlikenin meydana gelmesine elverişli eylemler gerçekleştirilmesi gerekir. Salt siyasi faaliyet, yazı ya da söylem bu suçu oluşturmaz. Bağımsız Suçlar: Suçun işlenmesi sırasında başka suçların da işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur. Tüzel Kişiler: Bu suçun işlenmesi durumunda tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirlerine başvurulabilir.

Kovuşturma İzni: TCK 302. madde kapsamındaki suç dolayısıyla kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır. Bu ön koşul yerine getirilmeden açılan kamu davaları usule aykırıdır.

Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçu (TCK m. 302) – Kapsamlı Hukuki Rehber

TCK m. 302, Türk ceza hukukunun en ağır yaptırımına — ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına — bağlanan suç tiplerinden birini düzenlemektedir. Devlet topraklarının bütünlüğünü, siyasi bağımsızlığını ve egemenlik alanını koruyan bu hüküm; siyasi açıdan son derece hassas davalarda gündeme gelen, aynı zamanda hukuki unsurları bakımından karmaşık değerlendirmeler gerektiren bir suç tipidir. Suçun oluşabilmesi için eylemin yalnızca belirli bir amaca yönelik olması yetmez; söz konusu fiilin o amacı gerçekleştirmeye “elverişli” nitelik taşıması da aranmaktadır. Bu yazıda TCK m. 302’yi; kanun metni, matuf fiil kavramı, altı uygulama ölçütü ve Yargıtay içtihadıyla birlikte ele alıyorum.

Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçu Nedir?

TCK m. 302 kapsamında dört temel amaçtan birine yönelik elverişli bir fiilin işlenmesi suçun oluşması için zorunludur:

  • Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymak,
  • Devletin bağımsızlığını zayıflatmak,
  • Devletin birliğini bozmak,
  • Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmak.

Suç, “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar” başlığı altında, TCK’nın Dördüncü Kısmında düzenlenmiştir. Bu bölümün koruduğu hukuki değer; devlet tüzel kişiliğinin varlığı, siyasi bağımsızlık ve toprak bütünlüğüdür. Söz konusu değerler bireysel değil kamusal nitelik taşımakta olup suç re’sen kovuşturulmakla birlikte Adalet Bakanının izni ön koşuluna bağlanmıştır.

TCK Madde 302 – Güncel Kanun Metni
TCK Madde 302 – Güncel Kanun Metni

5237 Sayılı TCK Madde 302 – Güncel Kanun Metni

Madde 302 – Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozmak

(1) Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların da işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.

(3) Bu maddedeki suç dolayısıyla kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.

Kaynak: 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu – mevzuat.gov.tr

Korunan Hukuki Değer ve Suçun Hukuki Niteliği

TCK m. 302 ile korunan hukuki değer; Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlığı ve devlet tüzel kişiliğinin süreklilik içinde varlığını sürdürme hakkıdır. Bu değerlerin ihlali, bireysel zarar boyutunu aşan; toplumsal ve ulusal düzeni kökten tehdit eden bir yapı arz etmektedir.

Suçun hukuki niteliği şu üç özellik çerçevesinde belirlenmektedir:

  • Tehlike suçu: Suçun oluşabilmesi için belirtilen sonuçların fiilen gerçekleşmesi gerekmez; bu sonuçları doğurabilecek somut tehlikenin yaratılmış olması yeterlidir.
  • Amaç suçu (matuf fiil yapısı): Fail, yukarıda sayılan dört amaçtan birine yönelik olarak hareket etmelidir; bu amaç suçu gerçekleştirmeye yönelik eylemlerin bütünü “araç suçlar” olarak değerlendirilmektedir.
  • Serbest hareketli suç: Kanun metninde “bir fiil” ifadesine yer verilerek eylemin biçimi sınırlandırılmamıştır; herhangi bir eylem türü suçu oluşturabilir. Tek koşul elverişlilik kriteridir.

Amaç Suç Yapısı: Matuf Fiil Kavramı

TCK m. 302’nin temel kavramı “matuf fiil”dir. Madde metnindeki “…yönelik bir fiil” ifadesiyle kasıt edilen; yukarıda sayılan dört amacı gerçekleştirmeye elverişli olan icra hareketleridir. Bu kavramın belirlenmesi; suçun oluşup oluşmadığının tespitinde yargı pratığinin odaklandığı merkezi sorudur.

Yargıtay içtihadı ve ceza hukuku doktrininde matuf fiil; sanığın işlediği eylemlerin, belirtilen amaçları gerçekleştirme kapasitesini fiilen taşıyan hareketler olmasını ifade etmektedir. Salt siyasi görüş açıklamaları, demokratik çerçevede yürütülen muhalefet faaliyetleri ya da bilimsel nitelikteki siyasi analizler; matuf fiil kapsamında değerlendirilemez.

Matuf fiilin varlığı için fail; somut, aktif ve elverişli bir eylem zinciriyle belirtilen amaçlardan birinin gerçekleşmesine doğrudan katkı sağlamalıdır. Bu katkının salt fikri ya da söylemsel boyutta kalması suçun unsurlarını doldurmaz.

Elverişlilik Koşulu – En Kritik Unsur

TCK m. 302’nin en kritik uygulama koşulu elverişliliktir. Zarar sonucu doğurmaya uygun olmayan eylemler bu suç kapsamında değerlendirilemez. Elverişlilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığı; soyut ve genel bir değerlendirmeyle değil, eylemin işleniş şekli, zamanı, toplumda meydana getirdiği etki, failin örgütsel bağlılığı ve eylemlerin birikimli seyri birlikte dikkate alınarak belirlenmektedir.

Yargıtay’ın temel ilkesi: TCK m. 302’nin uygulanabilmesi için failin eylemi; belirtilen amacı gerçekleştirmeye elverişli icra başlangıcı niteliğinde bulunmalıdır. Elverişli araçla icra başlangıcı niteliği taşımayan eylemler, hangi amaçla işlenirse işlensin bu suçu oluşturmamaktadır.

TCK 302 Uygulama Ölçütleri: 6 Değerlendirme Kriteri

Yargıtay ve ceza hukuku doktrini, TCK m. 302’nin uygulanabilirliğini belirlemek için altı değerlendirme ölçütü geliştirmiştir. Bu ölçütler, birbirini tamamlayan ve bir bütün olarak değerlendirilmesi gereken kriterlerdir.

1. Eylemin İşleniş Şekli ve Vehamet

Eylem, özel olarak matuf fiili gerçekleştirmeye uygun bir biçimde işlenmiş olmalıdır. Somut eylemin işleniş şekli ile TCK m. 302’nin öngördüğü suç konusu arasında illiyet bağı kurulabilmelidir. Failin eylemi “vehamet” arz etmelidir: Devletin silahlı güçleriyle ya da yabancı bir devletin silahlı güçleriyle girişilen bir çatışma, örgüt adına zorla para toplanması gibi eylemler bu kapsamda değerlendirilen tipik örneklerdir.

2. Eylemin İşlenme Zamanı

Failin ulusal veya dini bir bayramda, yasadışı örgüt açısından tarihi öneme sahip bir tarihte vahim nitelikte bir şiddet eylemi gerçekleştirmesi; TCK m. 302’nin uygulama koşullarının oluşmasına katkıda bulunabilir. Eylemin zamanı, failin kastının anlaşılmasında belirleyici bir gösterge niteliği taşımaktadır.

3. Örgüt İçindeki Konum ve Örgütsel Bağlılık

Sanıkların örgütsel ilişkisinin sürekliliği ve yoğunluğu, örgütle doğrudan ya da dolaylı bağın somut delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. Sanıkların örgüt içinde özel veya genel bir görev ya da talimat aldığına ya da örgüte rapor verdiğine dair somut delil bulunmalıdır. Örgütsel bağın suç vasfı açısından değerlendirilmesinde; örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğü ve toplumdaki etkinliği de gözetilmektedir.

4. Somut Ağır Zarar Tehlikesi

Bu ölçüt TCK m. 302 uygulamasının en ağırlıklı kriteridir. Somut bir zararın gerçekleşmiş olması aranmaz; yalnızca zarar tehlikesinin meydana gelmiş olması yeterlidir. Somut ağır zarar tehlikesi iki biçimde tezahür edebilir: Bedensel ağır zarar tehlikesi (insan hayatının tehlikeye girmesi) ve malvarlığına yönelik ağır zarar tehlikesi (çok sayıda işyerinin yakılması gibi). Örneğin herhangi bir yasadışı eylemin gerçekleştirilmesi sırasında insan hayatını tehlikeye atma olasılığının yüksek olması, bu tehlikenin varlığını fiilen kabul ettiren somut bir durum oluşturmaktadır.

5. Nedensellik Bağı İçinde Gittikçe Ağırlaşan Fiiller

Sanığın eylemlerinin tek yönlü ve sabit değil; giderek yoğunlaşan, birbiriyle nedensellik bağı içinde ve amaç suçu gerçekleştirmeye yönelik bir seyir izlemesi gerekmektedir. Münferit ya da sistematik bağlantısı olmayan eylemler; gelişim seyri itibarıyla birikimli ve tırmanan bir yönelim sergilemiyorsa bu suçun yapısını doldurmaz. Salt siyasi faaliyet çerçevesinde yürütülen faaliyetler bu ölçütü karşılayamaz.

6. Saik (Failin Niyet Unsuru)

Failin hangi saikle hareket ettiği, TCK m. 302’nin uygulanması bakımından belirleyici bir değerlendirme ölçütüdür. Saikin tespitinde; sanığın siyasi faaliyetleri, bu çerçevede icra ettiği hareketler ve örgütsel bağlılıkla ilgili tüm delil araçları birlikte değerlendirilmektedir. Matuf fiili işleme amacını güden açık bir kastın varlığı kanıtlanamazsa TCK m. 302 uygulanamaz.

Kovuşturma İzni: Adalet Bakanının Rolü (TCK 302/3)

TCK m. 302/3 önemli bir usul koşulu içermektedir: Bu maddedeki suç dolayısıyla kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır. Bu düzenleme iki kritik işlev görmektedir:

  • Siyasi denetim işlevi: Devletin en temel varlığını ilgilendiren suçlamalarda yargılama sürecine başlamadan önce Adalet Bakanlığı’nın hukuki değerlendirme yapması, siyasi güdümlü kovuşturma riskini kurumsal bir filtreyle sınırlamayı amaçlamaktadır.
  • Hukuki güvence işlevi: İzin koşulu, salt siyasi muhalefet faaliyetlerinin hukuka aykırı biçimde bu suç kapsamında değerlendirilmesinin önüne geçen önemli bir usul güvencesidir.

Yargıtay; Adalet Bakanlığı’nın izni olmadan açılan kamu davalarını usule aykırı bulmakta ve bu aykırılığı bozma nedeni saymaktadır. Kovuşturmaya başlamadan önce iznin alınmamış olması; mahkûmiyet kararlarının usul hatası gerekçesiyle bozulmasına yol açmaktadır.

TCK 302 ile TCK 309 Arasındaki Fark

Uygulamada ve kamuoyunda sıkça karıştırılan iki suç tipi olan TCK m. 302 (Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma) ile TCK m. 309 (Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs) birbirinden özlü biçimde farklılaşmaktadır:

Kriter TCK 302 (Devletin Birliği) TCK 309 (Anayasal Düzen)
Korunan değer Toprak bütünlüğü ve siyasi bağımsızlık Anayasal düzen ve demokratik hükümet sistemi
Temel eylem Toprakları yabancı egemenliğe sokmak ya da ayırmak Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya ya da Anayasa’yı değiştirmeye teşebbüs
Ceza Ağırlaştırılmış müebbet hapis Ağırlaştırılmış müebbet hapis
Kovuşturma Adalet Bakanı izni gerekir İzin gerekmez, re’sen kovuşturulur
Eylem zamanı Her zaman uygulanabilir Genellikle darbe girişimi gibi ani eylemlerle

TCK 302 ile TCK 314/2 (Silahlı Örgüt Üyeliği) İlişkisi

TCK m. 302 ile TCK m. 314/2 (silahlı örgüt üyeliği) arasındaki uygulama ilişkisi, Yargıtay içtihadında uzun yıllar boyunca tartışma konusu olmuş ve önemli emsal kararlarla çerçevelenmiştir.

Temel Yargıtay içtihadı (CGK 2019 tarihli): TCK m. 302 ve TCK m. 314/2, aynı eylem için eş zamanlı olarak uygulanamamaktadır. Failin eylemi birinin kapsamındaysa diğeri uygulanmaz. Yargıtay CGK; silahlı terör örgütü üyeliğinin TCK m. 314’te düzenlenmiş olduğunu ve bu özel hükmün, TCK m. 302’nin genel hükmü karşısında öncelikli uygulanması gerektiğini kabul etmektedir. TCK m. 302 ise doğrudan matuf fiilleri işleyen fail bakımından devreye girmektedir.

Bu ayrımın pratik önemi şudur: Bir kişi hem silahlı örgüt üyesi hem de doğrudan toprak bütünlüğünü zedeleyen bir eylem gerçekleştirmiş olabilir. Bu iki durumun bir arada değerlendirilmesinde gerçek içtima ya da özel-genel norm ilişkisi sorunu mahkemeler tarafından her somut davada ayrıca çözülmektedir.

Birlikte İşlenen Bağımsız Suçlar (TCK 302/2)

TCK m. 302/2 uyarınca bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların da işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre ceza verilmektedir. Bu düzenleme; suçun gerçekleştirilmesi sırasında kaçınılmaz biçimde ortaya çıkan fiillerin (kasten yaralama, mala zarar verme, öldürme, adam kaçırma gibi) ayrıca cezalandırılmasını mümkün kılmaktadır.

Gerçek içtima hükümleri çerçevesinde uygulanacak bu yan cezalar; TCK m. 302 kapsamındaki ağırlaştırılmış müebbet cezasıyla birlikte ayrı ayrı verilmektedir.

TCK 302 Yargıtay Kararları
TCK 302 Yargıtay Kararları

TCK 302 Yargıtay Kararları

Elverişlilik Koşulunun Tespiti — Yargıtay CGK

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, eylemin TCK m. 302 kapsamında değerlendirilebilmesi için gerekli “elverişlilik” koşulunun belirlenmesinde soyut bir yaklaşımın yeterli olmadığını; eylemin işlenme şekli, zamanı, failde teşebbüsün başlangıcı niteliğini taşıyıp taşımadığı, failin örgüt içindeki konumu ve örgütün ülke genelindeki etkinliği gibi somut göstergelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini tutarlı biçimde vurgulamaktadır.

Salt Siyasi Faaliyetin TCK 302’yi Oluşturmadığı

Yargıtay, sanıkların siyasi faaliyet kapsamındaki faaliyetlerinin — konuşma yapmak, bildiri dağıtmak, toplantıya katılmak — tek başına TCK m. 302’deki suçu oluşturmadığını hükme bağlamaktadır. Bu faaliyetlerin matuf fiili gerçekleştirmeye yönelik olduğu ve elverişli araçla icra başlangıcı niteliğini taşıdığının somut delillerle kanıtlanması zorunludur.

Adalet Bakanı İzninin Yokluğu Usule Aykırılık Teşkil Eder

Yargıtay; TCK m. 302/3 kapsamında Adalet Bakanlığı’nın yazılı izni olmadan yürütülen kovuşturmaları usule aykırı bulmakta ve bu gerekçeyle verilen mahkûmiyet kararlarını bozmaktadır. İzin ön koşulu; yargılama sürecinin başlangıcında yerine getirilmesi zorunlu bir dava şartı niteliği taşımaktadır.

TCK 302 ile TCK 314 Aynı Anda Uygulanamaz

Ceza Genel Kurulu’nun 2019 yılına ait emsal kararı; TCK m. 302 ve TCK m. 314/2’nin aynı eylem için eş zamanlı uygulanmasını hukuka aykırı bulmaktadır. Silahlı terör örgütü üyesinin matuf fiili işlemesi halinde TCK m. 302’nin devreye gireceği; salt örgüt üyeliği hâlinde ise TCK m. 314’ün uygulanacağı ilkesi yerleşik içtihat haline gelmiştir.

Vehamet Arz Etmeyen Eylemlerin TCK 302 Kapsamına Alınmaması

Yargıtay; failin işlediği eylemin nitelik itibarıyla vehamet arz etmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Örneğin devlet kurumlarına yönelik silahlı bir çatışma ya da örgüt adına zorla para toplamak “vehamet” barındıran eylemlere örnek oluştururken, salt söylemsel nitelikteki ya da düşük yoğunluklu eylemler bu eşiği karşılayamaz.

Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

TCK m. 302 kapsamındaki suçlar; suçun ağırlığı ve devlet güvenliği boyutu nedeniyle Ağır Ceza Mahkemesi‘nde yargılanmakta olup terörle mücadele kapsamındaki davalarda ihtisas mahkemeleri (CMK m. 250 kapsamı kaldırılmadan önce) görev yapmaktaydı. Suç re’sen kovuşturulan suç niteliğindedir; ancak kovuşturma Adalet Bakanının iznine bağlıdır.

TCK m. 66 kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı işlememektedir. Dolayısıyla TCK m. 302 kapsamındaki eylemler için herhangi bir zaman sınırlaması uygulanmamaktadır. Adalet Bakanlığı‘nın kovuşturma izni süreçleri ve Anayasa Mahkemesi‘nin konu ile ilgili bireysel başvuru kararları bu alandaki hukuki tartışmaların güncel yansımaları arasındadır.

Önemli Not: Bu makale, Av. Onuralp Turhan tarafından yalnızca genel hukuki bilgi amacıyla hazırlanmıştır. TCK m. 302 kapsamındaki davalar son derece teknik ve siyasi açıdan hassas süreçler içermektedir. Süreçleriniz için mutlaka deneyimli bir ağır ceza avukatından destek almanızı öneririm.

Devletin güvenliğine karşı suçlar veya diğer ağır ceza davaları hakkında hukuki destek almak için Ankara Avukat Onuralp Turhan ile iletişime geçebilirsiniz.

Ankara Avukat – Turhan Hukuk ve Danışmanlık

Sık Sorulan Sorular

Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun cezası nedir?

TCK m. 302/1 uyarınca bu suçu işleyenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Bu, Türk ceza hukukunun öngördüğü en ağır yaptırımdır.

TCK 302 suçunda kovuşturma için neden Adalet Bakanlığı izni gerekir?

TCK m. 302/3, kovuşturma başlatılması için Adalet Bakanının iznini ön koşul olarak öngörmektedir. Bu düzenleme; salt siyasi faaliyetlerin ya da demokratik muhalefetin hukuka aykırı biçimde bu suç kapsamında değerlendirilmesini engelleyen ve yargılama sürecine kurumsal bir denetim işlevi kazandıran önemli bir güvencedir.

Siyasi konuşma ya da bildiri dağıtmak TCK 302 kapsamında suç oluşturur mu?

Hayır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre salt siyasi faaliyet, konuşma yapmak veya bildiri dağıtmak gibi eylemler tek başına TCK m. 302 kapsamında değerlendirilemez. Suçun oluşabilmesi için eylemin matuf amacı gerçekleştirmeye elverişli, somut ve icra başlangıcı niteliğinde olduğunun delillerle kanıtlanması gerekmektedir.

TCK 302 ile TCK 309 arasındaki temel fark nedir?

TCK m. 302, devletin toprak bütünlüğünü, siyasi bağımsızlığını ve birliğini korumaktadır. TCK m. 309 ise Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzenini, yönetim biçimini ve Meclis’i şiddet yoluyla ortadan kaldırmaya teşebbüsü düzenlemektedir. Önemli bir usul farkı olarak TCK m. 302 kovuşturmayı Adalet Bakanı iznine bağlarken, TCK m. 309 re’sen kovuşturulan bir suçtur.

TCK 302 ile TCK 314/2 aynı anda uygulanabilir mi?

Hayır. Yargıtay CGK’nın 2019 tarihli içtihadı; bu iki maddenin aynı eylem için eş zamanlı uygulanamamasını gerektirmektedir. Silahlı terör örgütü üyesi için TCK m. 314; doğrudan matuf fiili işleyen fail için ise TCK m. 302 uygulanmaktadır.

TCK 302 suçunda zamanaşımı işler mi?

Hayır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren TCK m. 302 kapsamındaki suçlarda TCK m. 66 uyarınca dava zamanaşımı işlememektedir. Suç üzerinden ne kadar süre geçmiş olursa olsun kovuşturma başlatılabilmektedir.

TCK 302 tehlike suçu mu, zarar suçu mudur?

Tehlike suçudur. Suçun tamamlanması için belirtilen sonuçların fiilen gerçekleşmesi aranmaz; elverişli eylemler aracılığıyla bu sonuçlara yönelik somut bir tehlikenin yaratılmış olması yeterlidir.

Elverişlilik koşulu nasıl belirlenir?

Yargıtay, elverişlilik koşulunu soyut olarak değil; eylemin işleniş şekli, zamanı, toplum üzerindeki etkisi, failin örgütsel konumu ve eylemlerin birikimli seyri gibi somut kriterler bir bütün olarak değerlendirilerek belirlemektedir. Bu kriterlerin birinin dahi yokluğu elverişlilik koşulunun sağlanmadığı sonucunu doğurabilmektedir.

TCK 302’nin yanı sıra başka suçların da işlenmesi halinde ne olur?

TCK m. 302/2 uyarınca bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların da işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre ceza verilmektedir. Gerçek içtima hükümleri çerçevesinde her suç için bağımsız ceza belirlenmektedir.

TCK 302 suçunda görevli mahkeme hangisidir?

Ağır Ceza Mahkemesi’dir. Kovuşturma Adalet Bakanının iznine bağlıdır; suç re’sen kovuşturulan suçlardandır.

Matuf fiil kavramı ne anlama gelir?

Matuf fiil; kanun metnindeki “…yönelik bir fiil” ifadesinin karşılığı olup belirtilen amaçları (toprak bütünlüğünü bozma, bağımsızlığı zayıflatma gibi) gerçekleştirmeye elverişli icra hareketlerini tanımlamaktadır. Eylemin bu amaca yönelik ve bunu gerçekleştirme kapasitesine sahip olduğunun kanıtlanması; TCK m. 302’nin uygulanabilmesinin temel şartıdır.

Bu suçta tüzel kişiler hakkında işlem yapılır mı?

Evet. Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ilgili tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirlerine başvurulabilmektedir.

Av. Onuralp Turhan

Av. Onuralp Turhan – Avukat Onaylı İçerik

Bu makale, Ankara Barosu’na kayıtlı Av. Onuralp Turhan tarafından kaleme alınmıştır. Ankara’nın Etimesgut ve Eryaman ilçelerinde faaliyet gösteren Turhan Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, ceza hukuku başta olmak üzere geniş bir hukuki yelpazede müvekkillerine hizmet sunmaktadır. Hukuki destek için turhanhukukvedanismanlik.com.tr adresinden iletişime geçebilirsiniz.

Yorum Ekle

Ankara Barosu’na kayıtlı bir avukat olarak serbest çalışıyorum. Ankara ve çevre illerde hukuk alanında danışmanlık ve avukatlık hizmetleri sunmaktayım. Mesleki kariyerim boyunca hukukun çeşitli alanlarında derin bilgi ve deneyim kazanma fırsatı buldum.

Turhan Hukuk Etimesgut İletişim

0540 409 19 97
bilgi@turhanhukukvedanismanlik.com.tr
Yeşilova, Bayındır Plaza, 4019. Sokak No:2
İç Kapı No:20, 06796 Etimesgut/Ankara

Sosyal Medya